Enerji krizi yaşayan İngiltere nerede hata yaptı?

– DIŞ HABERLER SERVİSİ

İngiltere’de enerji sektörü kaosu yaşıyor. Doğalgaz fiyatları yıl başından bu yana üç katına fırladı ve enerji fiyatları da beraberinde yükseliyor. Ağustosun başından bu yana 1,7 milyon hane halkına hizmet eden 10 perakende tedarikçisi firma iflas etti.

Krizle ilgili ilk suçlamalar İngiltere hükümetini hedef aldı. Hükümet düzinelerce tedarikçiyi mali yapısına bakmadan kabul ettiği için hedef gösterildi. İddialara göre hükümet istikrar yerine seçime öncelik verdi. Ancak Financial Times (FT) yazarı Brooke Masters’a göre ülkenin içerisinde bulunduğu kriz yerel bir sorundan ibaret değil.

İngiltere’deki sorun Masters’a göre gelecekte iklim değişikliğiyle mücadele etmek için başa çıkılması gereken tehditlerin bir provası niteliğinde. FT yazarı tamamen serbest piyasaların istikrarlı fiyatları veya enerji kaynaklarına güvenli erişimi sağlamadığına dikkat çekiyor.

Tüm dünya piyasaları artan enerji fiyatlarından etkilenmekte. Borsagundem.com’un derlediği bilgilere göre Kovid-19 kilitlenmeleri sırasında tüm dünyada enerji fiyatları olağanüstü derecede düşmüştü. Ancak şimdilerde talep geri gelmesine karşın arz bu hıza yetişemiyor. Çin’in fabrikalarını durdurarak kömüre alternatif enerji arayışında olması doğal gaz fiyatlarını etkilemişti ve Avrupa ülkeleri soğuk bir kışın ardından bu yaz doğalgaz stoklarını dolduramamıştı. Doğalgaz fiyatlarının yükselişine ABD’deki petrol fiyatlarının 2014’ten bu yana en yüksek seviyesine tırmanması da eklendi.

Ekonomide hızlı karbonsuzlaşma politikalarına yönelik sık sık getirilen eleştirilerde olduğu gibi enerjide değişkenlik güneş ve rüzgar enerjisine güvenmenin en büyük risklerinden birisi. FT yazarı İngiltere’nin uygun miktarda yedek kaynağı sağlayabilmek için gereken altyapı yatırımını yapamadığını belirtiyor.

İngiltere’nin en büyük doğalgaz depolama sahasının sahibi enerji şirketi Centrica 2017 yılında güvenlik endişeleri nedeniyle depolama sahasını kapattığını duyurdu ve bunun yerini hiçbir şey alamadı. İngiltere’yi Avrupa şebekelerine bağlayan elektrik bağlantı hatları inşa edilmeye devam ediliyor. Bu bağlantı hattı içerisinde bulunduğumuz hafta Norveç’te tamamen faaliyete geçti. Ancak bu hattın inşa edilmesi on yıllar sürdü ve İzlanda’ya yapılacak bir bağlantı Brexit nedeniyle ertelendi.

FT yazarına göre bu hikayeden alınması gereken temel ders rüzgar ve güneş enerjileri projelerinin tek başına yeterli olmadığı. Zira yedek güç ve altyapı iyileştirmeleri kritik bir öneme sahip ve özel sektör bu kaynakları sağlamak için çok fazla çaba sarf etmiyor.

Oxford Üniversitesi Ekonomisti ve Yazar Dieter Helm konuyla ilgili açıklamasında, “Karbonsuzlaşma birçok açıdan sistemle alakalıdır ve rekabete dayalı merkezi olmayan özelleştirilmiş bir dünya yeterli değildir. Güvenlik kamu yararıyla ilgilidir. Özelleştirilmiş piyasalar bunu asla sağlayamayacaktır” ifadelerine yer verdi.

Masters’a göre bir gecede enerji depolayabilen pil teknolojileri gelişse de bu teknolojiler soğuk nedeniyle rüzgar tribünlerinin donması gibi sorunları veya talepteki diğer kırılmaları karşılayamaz. Kısa vadede ise bu sorunun cevabı doğalgaz olmak zorunda. Gelecekte çöpten üretilen biyometan veya güneş ve rüzgar enerjisinden üretilen yeşil hidrojen kullanılabilir. FT yazarına göre hükümetler enerji tedarikçilerinin bu kaynakları bulundurmasını zorunlu tutarak kaynakların büyümesini teşvik edebilir.

Bugünkü yüksek enerji fiyatları, rüzgarların geri gelmesi ve Çin talebinin azalması halinde geçici olabilir. Ancak enerji fiyatlarındaki volatilite her zaman kendini hissettirecektir. ABD Başkanı Joe Biden elektrik şebekesi iyileştirmeleri için Kongre’den 73 milyar dolar istedi ve İspanya AB çapında doğal gaz depolaması talep ediyor. İngiltere de aynı şekilde düşünmeye başlamazsa, Masters’a göre İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın 2035’e kadar elektriği “net sıfır karbon” yapma sözü işleri daha da kötüleştirecek.